Anasayfa / Seyahat / 1929 Ekonomik Buhranı ve New Deal ekonomik İstikrar Programları

1929 Ekonomik Buhranı ve New Deal ekonomik İstikrar Programları

1)1929 Öncesi Dönemde Amerika ve Avrupa

            1.1.   1929 Öncesi Dönemde Amerika

            1920’li yıllar Amerika’nın gerek ekonomik alanda gerekse sosyal alanda büyük gelişme kaydettiği dönemdir.Bu yüzdendir ki kendilerine kükreyen yirmiler adını takmışlardır.Bahsedilen bu kükreme edebiyat eserlerinden eğlence tarzlarına,tatil anlayışlarından yaşam ortalamalarına kadar hayatın her alanında hissedilmiştir.Ünlü Amerikan edebiyat yazarları Willa Carter, Gerald Fitzgerald, Ernest Hemingway en iyi eserlerini bu dönemde vermişlerdir.Bu dönemde lise mezunlarının sayısı ikiye katladı ve Time ve Readers’ Digest dergileri tiraj patlamaları yaptılar.İnsanlar gazete okuma alışkanlığı kazandı ve New York Times gazetesi dönemin en prestijli gazetesi oldu.

 

            Dönemin en önemli buluşu olarak seri üretim gösterilmekteydi. Ünlü otomobil sanayicisi Henry Ford’un bu buluşu sayesinde bir yıl içinde ülkedeki otomobil sayısı altı milyondan yirmiyedi milyona yükseldi.Üretimdeki bu büyük artıştan dolayı artı otomobil sadece zenginler için bir araç olmaktan çıktı.Ayrıca Henry Ford işçi ücretlerini o döneme kadar hiç görülmemiş bir düzey olan beş dolara yükseltti.Hem işçi ücretlerindeki artış hem de otomobil fiyatlarındaki bu düşüş sayesinde tarihte ilk kez işçiler kendi ürettikleri otomobilleri satın alacak konuma geldiler.Yine bu dönemde yıllık izin kavramı oluşmaya başladı ve insanlar bir nevi seyahat özgürlüğü kazanmış oldular.Bu sayede Amerikalılar tatil cennetlerine akın ettiler ve ülkedeki turizm bölgelerinde talep patlaması yaşandı.Tatil yörelerinde bataklıklara bile bir müşteri bulunabiliyordu.

 

            1.2.   1929 Öncesi Dönemde Avrupa

            1918-1920 yıllarında İngiliz ekonomisinde adeta bir refah dönemi yaşandı. Savaş yıllarında tüketim mallarına olan talebin durması, savaş sonrasında yerini talep artışına bıraktı. Hızla artan talep, yapılan güçlü yatırım harcamaları ile de desteklendi. Bu patlama o zamana kadar görülmüş olanlardan daha kısa süreli olduysa da, çok geniş bir yatırım fışkırmasıyla kendini  göstermekle birlikte yine de klasik iktisadi Cycle geleneği içinde kaldı[1]

 

            1920 yılından sonra İngiltere’de ise üretim, istihdam, ücretler ve fiyatlar düşüş aşamasına geçti.Bu konjonktürün beklenen bir sonucuydu,fakat beklenen yükselme gerçekleşmedi.Savaştan sonra İngiltere üretimindeki düşüşten dolayı deniz aşırı pazarlarını kaybetti ve buna paralel olarak ihracatı gerileme gösterdi.

            2.)1929 Dünya Ekonomik Buhranını Hazırlayan Etkenler

            1929 Dünya Ekonomik Buhranı hakkında, birçok kişi tarafından  kitaplar, tezler yazıldı, dönemin psikolojisi, sosyolojisi,ekonomisi, hukuk sistemi araştırıldı, buhranın nedenleri ve alınamayan önlemleri tartışıldı.Bütün bu çalışmaların birleştiği altı önemli ortak nokta var.

            2.1.   Gelir Dağılımının Adaletsizliği

            Bu dönemde gelir dağılımı oldukça dengesizdi.Ulusal gelir adaletsiz bir biçimde paylaşılıyordu.En yukarıdaki %1, en aşağıdaki %11’in kazandığının tam 650 katı para kazanıyordu. Bu, ulusal gelirin yani servetin az sayıda kişinin elinde toplanması demek. Ülke ekonomisi açısından anlamı ise, ekonomik faaliyetlerin ülkedeki az sayıda bulunan zenginlerin(%1’lik kesim) lüks tüketimleri ve geleceğe dönük yatırımları üzerine kurulmuş olduğu, bununla beraber herhangi bir spekülasyonda lüks tüketimden            ve geleceğe dönük yatırımlardan vazgeçmek oldukça kolay olduğu için de her an değişebileceğidir.New York borsası çöktüğünde önce lüks tüketimden vazgeçildi daha sonra da yatırımlar durdu son olarak da bunlarla ayakta duran ulusal ekonomi durdu.

              2.2.   Şirketlerin Mali Durumları Arasındaki dengesizlik                     

             Amerika’ da ulusal gelirin paylaşımı konusunda ürkütücü bir fark olduğu gibi, şirketlerinin mali güçleri arasında da büyük farklılıklar vardı. Amerika’da küçük şirketler 1870’li yıllardan itibaren holdingler ve karteller halinde birleşmişler ve Birinci Dünya Savaşı sıralarında tekeller oluşturmuşlardı. Öyle ki 1929 yılına gelindiğinde Amerikan ekonomisinin %50’sini 200 holding elinde bulunduruyordu. Bu durum, tek bir holdingin iflas etmesi halinde ekonominin büyük oranda zarar göreceği anlamına geliyor.                                                                                                                                                                 

 2.3.   Bankaların Yapılarındaki Bozukluk        

    Bankalar kötü yapılanmıştı. Yeni açılan bankaların sermaye esaslarını, rezerv ve kredi oranlarını belirleyen yasalar yoktu. 20’li yıllarda günde 4-5 banka açılıyordu. 1923-1929 yılları arasına gelindiğinde ise günde 2 banka batmaktaydı. Ekonominin iyi gitmesi sebebiyle bankaların batması endişeye yol açmadı. Fakat işler bozulmaya başladığında, banka iflaslarının önemsenmesi gereken bir durum olduğu ortaya çıktı.

              2.4.   Dış Ödemeler Dengesindeki Bozukluk                    

              Birinci Dünya Savaşına kadar Amerika Avrupa’ya borçlu bir ülke konumundaydı. Fakat savaş nedeniyle tüm parasını silaha ve cephaneye yatırmış olan Avrupa, kendi ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmiştir. Bu durum Amerika’nın işine yaramıştır. Amerika savaş boyunca Avrupa’nın başta silah, cephane ve gıda olmak üzere birçok ihtiyacını karşılamış ve bundan büyük kazanç sağlamıştır. Öyle ki Birinci Dünya Savaşından sonra, Amerika, Avrupa’ya borçlu ülke konumundan alacaklı ülke konumuna gelmiştir. Herbert  Hoover başkanlığındaki Amerikan hükümeti, borçları altın olarak tahsil etmek istiyorlardı. Fakat, dünyadaki altın stoğu yetersizdi ve bu yetersiz stoğu kontrol eden zaten Amerika’nın kendisiydi. Avrupa Amerika’ya olan borcunu mal ya da hizmetle ödemeyi teklif etti. Amerikan hükümeti, yabancı malların Amerikan piyasasını işgal edeceği endişesiyle, Avrupa’nın borcunu mal ya da hizmetle ödemesini de kabul etmedi. Amerika, sanayisini gümrük duvarlarıyla korumayı tercih etti ama dış ticareti küçülttü. Sonuç olarak Amerika ne borcunu tahsil edebildi ne de borçlu ülkelere mal satabildi.

2.5.      Ekonomi Yönetimindeki Tecrübesizlik 

20’li yıllarda Amerikan politikacıları ve ekonomistleri “Laissez-faire “ “Bırakınız yapsınlar, bırakınız etsinler” politikasını benimsemişlerdi ve liberal ekonominin, en iyi ekonomik sistem olduğuna inanıyorlardı. 1929 Dünya Buhranı ile birlikte Amerikan hükümeti ekonominin kendiliğinden dengeye gelmesini beklemenin ekonomiye vereceği zararın ne kadar büyük olabileceğini gördü.

Herbert Hoover başkanlığındaki Amerikan hükümeti müdahale etme kararı almıştı. Fakat bu kararı çok geç almıştı ve nereye nasıl müdahale edeceği konusunda tecrübesizdi. Ekonomiyi canlandırmak için devlet bütçesinin dengelenmesine karar verdi. Kamu harcamaları kıstı, vergileri artırdı. Bunun sonucunda ise işsizlik daha da yükseldi, insanların alım gücü zayıfladı. Fiyatlar düşmeye başladı. Başkan Hoover, işadamlarından işçi çıkarmamalarını ve daha az karla üretime devam etmelerini istedi. İşadamları ürettikleri malları satamaz hale geldikleri için bu da mümkün olamadı.

     2.6.   Parada Altın Standardında Israr                                                                                                                                                                                                         

            Yukarıda ki maddede de bahsedildiği gibi Amerikan hükümeti ekonomi yönetimi konusunda tecrübesizdi ve bu tecrübesizlikten dolayı altın esası uygulamasını terk etmeyi akıl edemedi.Hükümet dönemde altına bağlı olmayan para basmayı(paranın değerini düşürmeyi)reddetti.Piyasada para olmayınca da ekonomik faaliyetleri sürdürmek imkansızlaştı.Yürütülen sıkı para politikası ve devamındaki faiz artışı reel sektörün daha da küçülmesi ile sonuçlandı.Oysa dönemde para arzı arttırılabilseydi kriz bu denli büyük yaşanmayabilirdi.

            Bütün bu sayılanlar büyük buhranı hazırlayan etkenler olarak karşımıza çıkmaktadır.Aslında böyle bir olay günümüzde yaşansa çöküş öngörülebilirdi.Artık krizlere karşı uygulayabileceğimiz araçlarımız dönemin liberal ekonomi görüşüne göre çok daha fazladır.Dönemde spekülatif eğilimler oldukça yüksekti.Borsa insanlar için çok iyi bir kazanç kapısıydı ve insanlar ellerinde neleri var neleri yok borsaya yatırdı.Kimi evlerini ipotek ettirdi kimi bankadaki mevduatını çekti ve borsaya yatırdı.Parası yetmeyen insanlar kredi çekip senet aldılar.Dahası insanlar bu borsada bulunan paralarını teminat gösterip daha fazla borç alabiliyorlardı.Dönemde Amerikan borsası spekülatif bir zincire dönüşmüştü.Böyle bir gelişmenin sorun olduğunu dönemin ekonomistleri ya bilmiyorlardı ya da her şey toz pembe iken müdahalede bulunmaya korkuyorlardı.

            3.)1929 Büyük Depresyon

            3.1.   1929 Ekonomik Buhranı ve Borsanın Çöküşü

            Wall Street’in çökmeye başlaması 21 Ekim 1929 Pazartesi günü yabancı yatırımcıların (en başta Almanlar ve Hollandalılar) hisse senetlerini ellerinden çıkarmalarıyla başladı.İzleyen üç gün içinde borsa düşüş eğilimini sürdürdü.Perşembe gününe gelindiğinde Dow Jones Sanayi Ortalaması 382’den 299’a kadar indi.Bu gelişmeler piyasada panik havasının oluşmasına neden oldu.Çöküşün derinliği pazartesi gününe gelindiğinde daha iyi anlaşıldı. Dow Jones Sanayi Ortalaması 230’a inmişti yani tüm yılın karı sıfırlanmıştı. İnsanlar borsadaki paraları halen borçlarını karşılayacak durumdayken senetleri ellerinden çıkarmak istediler.Bu da borsanın daha hızlı değer yitirmesine neden oldu.Para talebindeki bu patlamaya karşılık para arzının arttırılamaması krizin etkisini daha da arttırdı.Bu olaylar zinciri reel kesimi de etkisi altına aldı.Bankalar,aracı kurumlar,fabrikalar,ticarethaneler kan kaybetmeye başlamıştı ve yıl sonu geldiğinde bunların birçoğu batmıştı.O yılın sonunda Amerika ekonomisinden tam 30 milyar dolar buharlaştı(günümüzün neredeyse 250 milyar doları).

            Bu yıkımın insanlar üzerindeki psikolojik etkileri de çok büyük olmuştu.17 milyon aile reisi işsiz kalmış ve bunların birçoğu depresyona girmişti.Binlerce insan düpedüz aç kaldı.Bulabildikleri arsalarda sebze yetiştirmeye, kırsal alanda toplandıkları böğürtlen, kuş üzümü gibi meyvelerle beslenmeye çalıştılar. Arazileri olanlar, “yardım bahçesi”/relief garden” diye isim taktıkları bostanlar ektiler. Kimsede para olmadığı için ürünlerini başka ihtiyaç maddeleriyle takas ederek hayatta kalmaya çalıştılar. New York, tezgâhlarında elma, ayva gibi meyveler satan yoksul işportacılarla doldu. Çocuklar kötü beslenmenin, ilaç eksikliğinin sonuçlarını ömürleri boyunca çektiler. Birden fazla ailenin birlikte oturmak zorunda kaldıkları evler gettoya döndü.Getto ve banliyö kavramları günümüze o dönemin bir armağanıdır. Evlilikler azaldı – ama boşanmalar da öyle, çünkü insanların gidip oturabilecekleri ev yoktu. On yıl içinde Amerika’nın çehresi değişti[2]. Büyük Çöküntü’yü ve izleyen trajediyi kimse John Steinbeck kadar iyi nakletmedi. Steinbeck’in 1939’da çıkan Gazap Üzümleri adlı romanı yürek burkan bir sosyal protestoydu. Büyük yazar, Kaliforniyalı arazi sahiplerinin ve bankaların göçmen işçilerin açlıktan kırılmalarına neden olan tutumlarını hikâye ediyor, birşeyler yapılması için adeta yakarıyordu.

3.2.      Kriz dönemi Boyunca Uluslararası Ticaretteki Gelişmeler

            Kriz döneminin başları olarak nitelendirilebilecek olan,1929-1932 arasında dünya ticareti, krizin yarattığı olumsuz gelişmelere bağlı olarak, bu dönemde % 60 düzeyinde gerilemiştir.Çünkü, devletler kendi ulusal piyasalarını ve paralarını dünya ekonomisindeki belirsizlik ve olumsuz akımlardan korumak için giderek yükselen engeller uygulamaya başlamış ve korumacılık anlayışı tekrar ekonomileri içe kapalı hale getirmiştir.[3]Bu gelişmeler Dünya ticaret hadlerinde büyük gerilemeye neden olmuştur. Söz konusu dönemde endüstriyel  üretim ABD’de yaklaşık %50, Almanya’da %40 civarında, Fransa’da %30 yakın, İngiltere’de ise %10 olmak üzere dünya çapında düşüş göstermiştir.[4]Dünya ticaret hadlerindeki gelişme aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

TABLO -1: BÜYÜK BUHRAN DÖNEMİNDE DÜNYA ÜRETİMİ VE    TİCARETİ   (1929=100).

                   

                                                                      1929       1932       1933      1935

                    

                       Üretim                                     100          69            78         95

                       Uluslararası Ticaret

                              Ticaret Hacmi                  100          75            76         82

                              Ticaret Fiyatları               100          53            47         42



 


                       KAYNAK: Kemal Yıldırım ve Doğan Karaman, Makro ekonomi, Eskişehir: Eğitim, Sağlık ve Bilimsel Araştırma Vakfı, Yayın No: 145, 2001, s.12.

            4) Keynesyen İktisat Politikalarının Uygulanmaya Başlaması

            Böyle bir ortamda ekonomik sistemin değişmesi zorunluluğu ortaya çıktı. Ancak siyasiler tecrübesizliklerinden dolayı klasik liberalizm yerine neyi uygulayacaklarını bilemiyorlardı. Cevabı hiçbir zaman ekmek kuyruğuna girmek zorunda kalmayan bir soylu verdi. Bu kişi J. M. Keynes’ den başkası değildi. Keynes, 1936’da krizin nedenlerini ve çözüm önerilerini sunduğu en ünlü kitabı “İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi”ni yayınlayarak bu arayışlara son verdi. Bu kitap 150 yıldır süre gelen Say’in “her arz kendi talebini yaratır” ve Smith’in Görünmeyen el” yasalarını geçersiz kıldı. Keynes, piyasaların dokunulmazlığı ilkesinin kriz dönemlerinde işlemeyeceğini savunuyordu. Çünkü, gelir ve istihdam bir kere düşmeye başlayınca insanlar paralarını kurtarmanın yollarını arayacaklar, bunu durdurmak içinde bankalar faiz oranlarını yükselteceklerdi.

            4.1.   New Deal Ekonomik İstikrar Programları

            Keynesyen iktisadi politikayı ilk uygulayan ülke ABD oldu. Dönemin başkanı Roosevelt’in uyguladığı new deal politikalarının özünde devletin kamu harcamalarını arttırarak efektif talep oluşturması yatıyordu. Bu politika kısa zamanda tüm dünyaya yayıldı ve en azından ilk uygulama yıllarında artacak olan efektif talebin hangi kaynaklarla finanse edileceği tartışma dışında kaldı. Keynes, kapitalizmin otomatik olarak kendi kendini ayarlayabilen nitelikte olduğunu kabul etmemiş, laissez faire altında kronik, büyük çapta işsizliğin meydana gelebileceğini öne sürmüştür. İşsizliği hafifletmek için de pozitif maliye ve para politikalarının uygulanmasını tavsiye etmiştir. Oysa başkan Hoover ekonomiyi yeniden ayağa kaldırmanın yolu olarak devlet bütçesinin dengelenmesinden geçtiğine karar verdi. Devlet harcamalarını kıstı, vergileri arttırdı. Bu defa da işsizlik büsbütün yükseldi. İşsizlik yükselince, insanların satın alma gücü azaldı. Fiyatlar düşmeye başladı. Hoover, işadamlarından işçi çıkarmamalarını, daha az kâra razı olup, üretime devam etmelerini istedi. Bu da mümkün olmadı, çünkü üreticiler mallarını satamaz hale gelmişlerdi. Bu durumda klasik iktisat teorisinin yetersiz kaldığı ortaya çıkmıştı. Depresyon döneminde iktidarda bulunan Başkan Franklin Roosevelt, durgunluktan çıkabilmek için şu önlemleri almıştır:

1-İktisadi faaliyetleri canlandırmak ve talebi artırmak için ücretleri yükseltmiştir.

2-Borsa ve banka spekülasyonlarını önlemiştir.

3-İhracatı arttırmak ve dış ülkelerle rekabet edebilmek amacıyla %40 oranında bir devalüasyon yapmıştır.

4-Üreticilere sübvansiyon vermiştir.

5-Yeni iş imkanları yaratmıştır.

6-İşsizlere tazminat ödemiştir.

7-İşsizliği azaltabilmek için yeni kamu hizmetleri (yol gibi) sağlamıştır.

8-Kesimler arasında dengeli bir fiyat politikası uygulamıştır.[5]

            Bu önlemlerin yanı sıra, Amerikan iktisat tarihinde önemli bir yere sahip olan devlet-özel sektör ilişkilerinde yeni bir dönemin başlamasına yol açan 13 önemli yasayı yürürlüğe koydu. 1933 ortalarında birbiri ardına çıkarılan bu yasalarla ekonomiye yeniden canlılık kazandırma dönemine girildi.

            Bu yasalar arasında, ABD ‘nin planlama mekanizmasında önemli rolü olan TVA (Tennesse Valley Authority) kuruluş yasası da bulunmaktaydı. Bankacılık sistemini düzenleyen bu yasa, bankaların borsalardaki spekülasyonları besleyecek krediler vermelerini engelleyecek ve tasarruf sahiplerinin haklarını koruyacak yönde önlemler getirmişti. Devlet "Yeniden İnşaa Finansman Kurumu" aracılığıyla bankalara ve sanayi kesimine aktardığı fonlarla eşi görülmemiş düzeyde piyasaya kredi sağlama yoluna gitti. New Deal sanayi kesiminde üretim, piyasa ve işçi-işveren ilişkileri konularında önemli yenilikler içeren önlemler getirmişti. Sanayide durgunluğu gidermek için aşırı üretimin engellenmesi, ücretlerin artırılması, iş saatlerinin kısılması ve fiyatların yükselmesi öngörülmüştü. Özellikle yükselen ücretlerin toplam talebi canlandıracağı, dolayısıyla satışları artıracağı ve birikmiş stokların erimesine yol açacağı hesaplanmıştı. Özel kesime yönelik destekleyici ve özendirici önlemlerle birlikte kamu yatırımları ve hizmetleri için önemli fonlar ayrıldı.

            Bu alandaki çalışmaları düzenlemekle görevlendirilen PWA (Public Works Administration) 1935-1942 yılları arasında toplanan 13,2 milyar dolarlık kaynağı kullanarak yeni iş alanlarının açılmasına katkıda bulunduğu PWA aracılığıyla, bu dönem içinde 122 bin konut, 664 bin mil yeni yol, 77 bin yeni köprü ve 285 havaalanı yapımı tamamlandı.

            Çıkarılan "Tarımsal Uyum Yasası" tarım kesiminde üretimin ve fiyatın belirlenmesinde devlete geniş yetkiler verirken, üreticilerin satın alma gücünün bunalım öncesindeki düzeye yükseltilmesi öngörülmüştü. Başkan Roosevelt ormanlaştırma, su baskınlarının önlenmesi ve toprağın korunması gibi projeleri yürürlüğe koyarak, 300 bin kişinin işe alınmasını sağladı.

            1935-1942 arasında Kuzey Dakota'dan Teksas'a uzanan 200 milyonluk bir ağaç kuşağı meydana getirildi. Başkan F. D. Roosevelt'in uyguladığı "New Deal" politikası ABD'de olduğu kadar Batı Avrupa ülkelerinde de yeni düşünce ve politikaların ortaya çıkmasına neden oldu.

            Başkan Roosevelt'in "New Deal" dönemi, ekonomik ve sosyal yönden çöken liberal kapitalizmi, yeniden işler hale getirmek için ekonominin işleyişine devletin en geniş ve sistematik şekilde müdahale ettiği dönemdir. New Deal döneminde alınan önlemlerin en yaratıcılarından bir diğeri de Ulusal Sanayi Kurtarma Yasası’dır. NIRA kısa adıyla bilinen bu yasa iki dev proje içeriyordu. Birincisi, devasa bir altyapı inşaatı girişimi, ikincisi Amerikan iş hayatına kurallar getiren, haksız rekabeti önleyen karmaşık bir programdı. Programı Ulusal Kurtarma İdaresi yürürlüğe koydu. Her bir sektör için rekabeti mümkün kılacak kurallar getirdi. New Deal’a kadar, geleceğini özel sektörde gören, ulusal meseleleri özel sektörün düzenleyeceğine inanan Amerikan halkı, New Deal’dan sonra yüzünü Washington D.C.’ye çevirdi. Federal hükümetin ekonomiye müdahale etmesini bekler oldu.

          4.2. 1929-1934 Dünya Buhranı’nda Altın Para Sisteminin Terkedilmesi

            1929 Ekonomik buhranının başlamasında olmasa bile, dünyaya yayılmasında ve şiddetlenmesinde altın kambiyo sisteminin büyük rolü olmuştur. Buhran, altın kambiyo sistemi yüzünden bir uluslar arası banka ve kredi paniği haline gelmiştir. Altın sistemlerinin yıkılmasında ön planda rol oynayan nedenlerden biri buhran ve reel gelirlerin azalması nedeniyle özellikle hammadde ihracatçısı ülkelerin dış ödeme güçlükleriyle karşılaşması ve altın alacak rezervlerini kaybetmeleridir. İkinci önemli etken Amerika’nın 1920 yılından beri verdiği dış kredileri durdurmasıdır. Kredilerin kesilmesiyle borçlu ülkeler bir taraftan ihracatları azalırken diğer taraftan borç taksitlerini ödemek zorunda bırakılmışlar ve bunun sonunda da bir çok ülke borçlarını ödeyemez duruma gelmiştir. Üçüncü önemli etken ise altın kambiyo sistemi nedeniyle mali merkezlerde tutulan kısa vadeli uluslar arası alacaklardır. Bu alacakların, altına çevrilememesi veya devalüasyon ihtimali karşısında alacaklı devlet tarafından çekilmesi mali merkezi güç duruma sokabilirdi. Nitekim, Avusturya’nın en büyük bankası olan “Credit Anstalt” in Mayıs 1931 tarihinde alacaklıların altına tahvil taleplerini karşılayamaması uluslar arası banka paniğini başlatmıştır. Avusturya bu talepleri İngiltere Bankası ve Uluslar arası Ödemeler Bankası (Bank For International Settlements) kredilerine rağmen karşılayamamış ve banknot ve alacakların altına tahvilini durdurmuştur.  Bu sefer panik ve kredi talebi Berlin’e sıçramış ve yine İngiltere Bankası, Fransa Bankası, Uluslar arası Ödemeler Bankası ve Federal Rezerv Bankası-New York kredilerine rağmen Almanya da Temmuz 1931 yılında altın ödemelerini kesmiştir.

 Panik bu sefer Londra’ya sıçramış ve Fransa Bankası, Federal Rezerv Bankası-New York kredilerine rağmen İngiltere de Eylül 1931 tarihinde altın ödemeleri durdurmuştur. Bundan sonra çözülme hızlanmış ve Nisan 1932 tarihinde Amerika ve birkaç ülke hariç bütün ülkeler altın sistemini terk etmiştir.

            Amerika ise New York’tan altın ve kısa vadeli fonların kaçması karşısında ve F.D. Roosevelt’in “New Deal” politikası çerçevesinde 1934 yılında altın sikke sistemini terk etmiş, altına kıyasla doların değerini düşürmüş ve tahditli –altın ödemelerini yabancı ülke merkez bankaları taleplerine insihar ettiren- bir altın külçe sistemi uygulamaya başlamıştır. Çabuk toparlanan Amerika kısa zamanda büyük bir altın stokuna sahip olmuştur.

            Buhran giderildikten sonra dünyanın artık yeniden altın para sistemine dönüşü fiilen söz konusu olmamıştır. 1936 yılında J.M. Keynes ile miktar teorisi gözden düşmüş, tam istihdamın otomatik olarak sağlanamayacağı, para arzının sadece fiyatları  etkilemediği ve istihdam seviyesini tayinde önemli bir rolü olduğu tezi hakim olmuştur. Bu tartışmalar sonucunda saf altın sistemi taraflısı iktisatçılar parmakla sayılacak kadar azalmıştır. 



[1] Michael STEWART, Keynes Devrimi. İstanbul: Sucuoğlu Matbaası,1980,s.47

 

[2] Birgül Çelebi, (2005).” Tarih,tekerrür ve Ekonomik Krizler”.http://www.genbilim.com/content/view/561/89/  (02/10/2006)

 

[3] Peter Flora,State, :Economy and Society in Western Europe 1815-1975:A Data Handbook in Two Volumes,Chicogo.s.461

[4] Yıldırım K. ve Karaman D,Makro ekonomi,Eskişehir:2001, Eğitim, Sağlık ve Bilimsel Araştırma Vakfı, Yayın No: 145,s.12

 

[5] Ali ÖZGÜVEN, (2001)  “İktisadi Krizler.” Yeni Türkiye Dergisi. 41: 56-63.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!